Son Dakika
20 Ekim 2017 Cuma

O Kitaba Arap Alevilerinden Çok Sert Tepki…

12 Ekim 2017 Perşembe, 18:39

Adana ALEVİ Dernekleri, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisinde yer alan ifadeler ile ilgili ASDA Akdeniz Vakfı’nda açıklama yaptı.

Kurumlar adına açıklama yapan ASDA Başkanı Kenan İskender, rencide edilmek istemediklerini vurguladı.İskender, şunları söyledi:

“Milli Eğitim Bakanlığının 2017-2018 Eğitim ve Öğretim Yılı 12.sınıflar için hazırlayıp okullara dağıttığı din kültürü ve ahlak bilgisi ders Kitabının 72. Sayfasında Nusayrilik başlığı adı altında, biz Arap kökenli Aleviler hakkında, bizlerce ve tüm alevi inanışına sahip insanlarca kabul edilemeyecek aslı olmayan, ayrıştırıcı, aşağılayıcı ve özellikle bizleri islam dininin dışında bir inanışa sahip kimselermiş gibi gösteren asılsız bilgiler ve tanımlamalara yer verilmiştir.

Gerçek dışı ve iftira ve suç kastı ile kaleme alınmış bu yazıda, Biz Aleviler hakkında, Hz Ali’yi ilah olarak kabul ettiğimiz, Muhammed B.Nusayr’ı peygamber saydığımız, Şehadetimizin Ali’den başka ilah bulunmadığına şehadet ederim şeklinde tanımladığımız, bu nedenle Hristiyanlarda olduğu gibi bir tür teslis inancının olduğu iddia edilerek, bizlerin İSLAM DİNİNİN DIŞINDA bir inanışa sahip olduğumuz iddia edilmiştir.

Hz İbrahim’den (A.S) bu yana değişmeyen Namaz,Oruç ve Hac ibadetlerinin, biz Alevilerde namazın Sadece Dua, Orucun sessizlik ve Hac İbadetinin de dini liderlerin mezarını ziyaret etmekten ibaret olduğu iddia edilmiştir. Bu Asılsız, çirkin ve aşağılayıcı iddialarla Arap kökenli Aleviler’in İslamın Şartlarına inanmadıkları yalanı ile taze genç beyinler yıkanmak istenerek topluma kin ve nefret tohumları atılmak istenmektedir.

Yine suç teşkil eden ve iftira nitelikli bu yazıda, bazı Alevilerin Hz.Ali’nin Güneş’te, bir kısmının da Ay’da oturduğuna inandıkları şeklinde hayal dünyasını zorlayan inanışlara sahip olduğu iddia edilmiştir.

Siyonist ve emperyalist İslam dini düşmanlarınca, Ortadoğu coğrafyasının Mezhep Savaşına sürüklenmeye çalışıldığı bu dönemde, aşağılayıcı iftira ve ötekileştirici olan bu yazıda, Arap Alevilerin yaşadığı şehirlerin de telaffuzu yapılarak, Adeta Sapık Dinci terör örgütlerinin açık hedefi haline getirilmeye çalışılmıştır.

Biz Aleviler Kuran-ı Kerime, Hz. Muhammed’e ve onun Ehl-i Beytine Koşulsuz bağlı olduğumuzu her ortamda haykırdık ve bu sarsılmaz sadakatimizi az bir dünya malı karşılığında satmadık satanlardan da olmadık.

Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunun 15.04.2009 tarih ve 52 sayılı kararı ile 2010-2011 öğretim yılından başlayarak 5 yıl süreyle 12. Sınıflarda okutulan yazarlığını KENAN DEMİRTAŞ’IN yaptığı Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabında biz Arap Aleviler tamamıyla islam dinine sıkı sıkıya bağlı kişiler olarak tanımlanmıştı.

Her ne olduysa yine KENAN DEMİRTAŞ’ın kaleme aldığı Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunun 15.07.2015 tarih ve 53 sayılı kararı ile 2016-2017 öğretim yılından başlayarak 5 yıl süreyle 12. Sınıflarda okutulacak Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitabında biz Arap Aleviler hakkında önceki yayında yer alan gerçek bilgiler çıkartılmış, yerine saçma sapan, gerçekle alakası olmayan hakaret dolu yalan bilgilere yer verilmiştir.

Bu iftira ve hakaretlerin yanlışlıkla yayınlanmış olduğuna inanmıyoruz.Her iki baskının yazarı aynı kişiyken, her iki baskının Editörü ile Rehberlik ve Gelişim Uzmanı da aynı kişilerdir.

Bilgi adı altında sunulan gerçek dışı ve iftiradan ibaret bu yazı ile Ülkemizin de taraf olduğu Uluslararası antlaşmalar ihlal edilmiş, T.C. Anayasasına ve TCK’nuna göre de açıkça suç işlenmiştir.

Türkiyenin de taraf olduğu, AİHS’nin 9.maddesi gereğince

Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir. Din özgürlüğü, devletin müdahalelerine ve dinsel konulardaki vesayetine karşı bireyi koruyucu bir haktır. Bu konuda devlet yansız kalmak zorundadır.

Kişisel ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 18. maddesinin 2. fıkrası da: Hiç kimseye, bir dine sahip olma yahut kendi seçtiği bir din yahut inancı benimsene özgürlüğünü ihlal edici baskıda bulunulamaz hükmünü taşımaktadır.

AİHM kararları doğrultusunda zorunlu din dersi kitaplarında nesnel, çoğulcu ve farklı dinler ya da inanışlara ilişkin yeterli bilgi verildiği iddiası adı altında biz Arap Alevilerin aşağılanması ve İslam dini dışında farklı bir İnanışa sahipmiş gibi gösterilmesi ile uluslararası sözleşmeler ihlal edilerek suç işlenmiştir.

T.C.Anayasasının Din ve Vicdan Hürriyeti başlıklı 24.maddesi de “Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.”

İslam Dinine sıkı sıkıya bağlı Arap aleviler hakkında bu uydurma yalan yanlış iftiralarla açıkça Anayasal suç işlendiği gibi, Alevileri bu uydurma yazılarla tanıyacak bireylerde, biz Alevilere yönelik yanlış düşüncelerin oluşacağı, bizlere karşı kin ve nefretin oluşacağı da muhakkaktır.

Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimselerin bu eylemleri de TCK’nın 216.maddesi gereğince suç olarak tanımlanmıştır.

Arap Alevileri aşağılayan, toplumun farklı kesimlerini bizlere karşı aleni bir şekilde kin ve düşmanlığa tahrik eden gerçek dışı açıklamaları içeren bu kitabın toplatılması ve sorumlular hakkında yasal işlemlerin başlatılması için Mersin Mlv. Sayın Aytuğ Atıcı tarafından Mersin C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Biz Alevi inanışına tabi sivil toplum kuruluşları da bu davanın müdahili ve takipçisi olacağız

Biz Aleviler Kuran-ı Kerime, Hz. Muhammed’e ve onun Ehl-i Beytine bağlı,İslam kültürünün ve tarihinin ayrılmaz bir parçası olarak, inancımıza ve toplumumuza yapılan gerçek dışı haksız iftira nitelikli, ötekileştiren, toplumda kin ve nefrete yol açan yazı ve bilgilerin yargı kararına gerek kalmaksızın düzeltilmesini ve bu bilgileri içeren kitapların toplatılmasını buradan ilgililerden haklı olarak talep etmekteyiz.

Alevi toplumuna yönelik baskı ve sindirme politikaları yüzlerce yıldır sistematik olarak devam etmekte ve farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Önceleri kılıç zoruyla başlayan bu uygulamalar sonraları yalan, iftira, evleri işaretleme ve aşağılama, daha sonraları da gelişen teknolojiyle birlikte internet ortamında yazılar, basın yayın ve ders kitapları ile iftira atma ve nihayetinde “SABAH NAMAZI” operasyonları ile Alevi Kurum Yöneticilerine karşı haksız gözaltılarla devam etmektedir.

Hiçbir gerekçe gösterilmeden Ana Fatma Cemevi başkanımız sayın Hasan Altun 09.10.2017 Salı günü sabah saat 06:30 sularında evinde gözaltına alınmıştır.

Peki Hasan Altun ne yapmıştır?

KHK’larla eğitim sistemindeki yapılan değişiklerle yenilenen müfredat ile Alevi Asimilasyonuna karşı çıkarak, eğitim sistemindeki çarpıklığa karşı 17 Eylül 2017’de İstanbul’da yapılan tamamen yasal ve demokratik olan mitinge katılmış ve destek vermiştir. Hasan Altun Yas-ı Kerbela orucunda hizmetler yürütmüş ve aşure lokması yapıp halka dağıtmıştır. Canları cemevine davet ederek Cem yaptırmıştır. DAD Mamak şube başkanı Ana Fatma Cemevinde bu hizmetleri yürütmekten başka bir “Faaliyet” yapmamıştır.

Bizler arkadaşımızın derhal serbest bırakılmasını ve Alevi kurumlarına yapılan bu saldırıların son bulmasını istiyoruz. Hasan canımızın durumuyla ilgili tüm gelişmelerinin takipçisi olacağımızı ve bütün süreci de sahipleneceğimizi beyan ediyoruz.

Aşağıda imzası bulunan biz alevi kurumları olarak, MEB bu çirkin tavrını ve biz alevi canlara yönelik haksız gözaltıları şiddetle kınadığımızı , kamuoyuna saygı ile ilan ediyoruz.”

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

zzsdc