23 Temmuz 2019 , Salı
Ana Sayfa / Bölgesel / Özdiş,”Korkunç saldırı gündemimizi alt üst etti”

Özdiş,”Korkunç saldırı gündemimizi alt üst etti”

CHP Adana Milletvekili İbrahim Özdiş, “on bir yılda yaşanan terör olaylarını bir defa da ben sıralayacağım. Çünkü unutmadık, alışmadık, alışmayacağız” diyerek şöyle devam etti:
“5 Haziran 2015 Diyarbakır katliamında 5 kişi öldü, 400’den fazla kişi yaralandı. Siyasi sorumlulardan istifa eden olmadı. Yayın yasağı getirildi. 20 Temmuz 2015 Suruç katliamında 33 kişi öldü. Siyasi sorumlulardan istifa eden olmadı. Yayın yasağı getirildi. 10 Ekim 2015 Ankara katliamında 107 kişi hayatını kaybetti. Siyasi sorumlulardan istifa eden olmadı. Yayın yasağı getirildi. 12 Ocak 2016 İstanbul Sultanahmet katliamında 10 kişi yaşamını yitirdi, 15 kişi yaralandı. Siyasi sorumlulardan istifa eden olmadı. Yayın yasağı getirildi. 17 Şubat 2016 Ankara merasim sokak katliamında 29 kişi hayatını kaybetti, 61 kişi yaralandı. Siyasi sorumlulardan istifa eden olmadı. Yayın yasağı getirildi. 13 Mart 2016 Ankara katliamında en az 37 kişi yaşamını yitirdi, 125 kişi yaralandı. Siyasi sorumlulardan istifa eden olmadı. Yayın yasağı getirildi. 7 Haziran 2016 İstanbul vezneciler katliamında, 5’i polis 7’si sivil olmak üzere 12 kişi yaşamını yitirdi, 36 kişi de yaralandı. Siyasi sorumlulardan istifa eden olmadı. Yayın yasağı getirildi. 28 Haziran 2016 İstanbul Atatürk havalimanı katliamında, en az 42 kişi hayatını kaybetti, 147 kişi de yaralandı. Hükümet, saldırının üzerinden bir saat dahi geçmeden en iyi bildiği şeyi yaptı, yayın yasağı getirdi. Şimdi Şamil Tayyar’a soruyorum; 22 Mart 2016’da Brüksel patlamasına getirilen yayın yasağının ‘olayları karartmak’ anlamına geldiğini iddia eden sayın Tayyar, şimdi neden kendi iktidarının yayın yasağını savunuyor. Siz nasıl bu kadar utanmaz ve riyakar olabiliyorsunuz? Biliyorsunuz; 17 şubatta ankara merasim sokaktaki saldırı sonrası bu ülkenin güvenliğinden sorumlu bakan, içişleri bakanı Efkan Ala olayı kınayan ve saldırı hedefinin Türkiye olduğunu açıklayan zeka dolu bir tweet atmıştı. Hükümetlerin asli görevi vatandaşının can ve mal güvenliğini korumaktır. Madem bunu sağlayamıyorsunuz; hükümete önerim, acilen kınama bakanlığı kurun.”
Adana Mlletvekili İbrahim Özdiş, sözlerini şöyle sürdürdü:
274 ölüm, sıfır istifa, hep yayın yasağı: katil kim? Sorumlu kim?
Şimdi, ortayolcu görünümlü ama aslında siyasi iktidarın yalayıcısı kişiler çıkıp şunu diyeceklerdir; bomba patlamış, ülkenin canı yanıyor, siyaset yapmanın sırası mı? Buna cevap olarak Recep Tayyip Erdoğan’ın 2015 şubatında, ABD’de 3 Müslüman gencin öldürülmesine ilişkin yaptığı açıklamayla cevap vereceğim.
“ Biz siyasiler ülkemizde işlenen cinayetlerden sorumluyuz. Çünkü halk, bizlere oylarını verirken benim can güvenliğimi, mal güvenliğimi sağlayacaksın diye veriyor. “
Şimdi buradan soruyorum; doğudaki şehitlerimizle beraber hayatını kaybeden 654 kişi kader kurbanı mıdır? Cihadçı örgüte TIR’larla silah yollamak, çözüm süreci yalanıyla yıllarca terör örgütünün güçlenmesine göz yummak teröre yardım ve yataklık değil de nedir? Ülkemizde yüzlerce insan onlarca terör saldırısı sonrası hayatını kaybetti, neden sorumluluk almıyorsunuz? Sizin bakanınız nasıl oluyor da istifa edecek misiniz sorusuna sırıtarak karşılık verebiliyor? Bu cüreti nereden buluyorsunuz? Kınamak dışında başka ne yapıyorsunuz? Aynı Cumhurbaşkanı İŞİD’in Fransa’da yaptığı katliam sonrası katıldığı bir konferansta şöyle diyordu : “ siz bu saldırıyı yapanları neden takip etmediniz? Sizin istihbarat biriminiz çalışmıyor mu? “
Başka ülkelere akıl veren sayın Erdoğan, bize gelince akıl tutulması mı yaşıyor ne oluyor bilemiyorum. Bizim istihbarat teşkilatımız muhalefeti takip etmekten kendi işini yapamıyor.
Bakın 2015 yılındaki cumhuriyet tarihimizin en kanlı saldırısı, Ankara GAR katliamı sonrası dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu, bir basın toplantısında ne diyordu: “ elimizde canlı bombaların listesi var. Ancak eylem yapılmadan onları tutuklayamıyoruz. “
Yani denilmek isteniyor ki canlı bomba, can almadan ve can vermeden tutuklanamaz!
Siyasi iktidar mensubu kişilerin terör ve ölümler hakkında söylediklerine bakınca içimiz yanıyor. Görüyoruz ki kendileri dışında hiç bir vatandaşın canının, malının değeri yok. Diktatör bozuntuları, kişisel iktidarları ve amaçları uğruna bütün bir milleti yakmayı göze almış. Bizim acımız var. Biz ölüyoruz. Ölmesek bile sakat kalıyoruz, kolumuz bacağımız kopuyor. Ve biz acı çekenler, istiyoruz ki failler cezalandırılsın, siyasi sorumlular da utansın istifa etsin. Bizim paralı gazetecilerimiz yok, bizim aktrolllerimiz yok, bizim belediye televizyonuna çıkmak dışında bir icraati olmayan eski gazeteci yeni vekillerimiz yok, bizim jöleli danışmanlarımız yok. Biz halkız ve bu ülkede can güvenliğimizden endişe ediyoruz. Herkesin yüreğini korku sardı, herkes birbirine şüpheyle bakar oldu. Anneler, babalar her akşam evlatlarını arıyor neredesin, kalabalık yerlerden uzak dur başına bir şey gelmesin diyor. Kimse kusura bakmasın ancak bu psikolojinin sorumlusu AKP’dir. Milli istihbarat teşkilatını kendi kişisel istihbarat teşkilatı haline getiren, polisi, güvenliği ve dış politikayı yöneten kimse, işlenen cinayetlerin, yaşanan katliamların sorumlusu da odur. Tüm milletimizin başı sağ olsun. Biz ölümü değil yaşamı savunuyoruz. Biz savaşı değil barışı savunuyoruz. Bizler var olduğumuz sürece, bütün bu yaşananların hesabı sorulacak. Halkın gerçek iktidarında hem terör örgütleri hem de bugün yaşananların siyasi sorumluları hesap verecek. Son olarak belirtmek isterim ki devlet adamı olmanın, hele hele cumhurbaşkanı olmanın en önemli özelliği tutarlı olmaktır. Dün söylediğinin bugün de arkasında durmaktır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mavi Marmara hakkında en son söyledikleri, tutarsızlığının en büyük kanıtıdır.”

Hakkımızda zafer

Ayrıca Kontrol Et

Aşkları engel tanımadı…

İstanbul’da görev yaparken birbirine aşık olan görme engelli öğretmen çift Adana’da evlendi. İstanbul’da Rehberlik ve …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

five × three =